0212 255 88 25 Pzt - Cum 8.00 - 17.30

Su Ayak İzi Nedir?

Bir malın veya hizmetin üretimi için kullanılan su kaynaklarının toplam miktarına suyun ayak izi denir.

Su ayak izi, suyun tüketim göstergesidir. Üretimde kullanılan suya sanal su ya da gizli su da denmektedir.

Su ayak izi, ürünün tedarik zinciri de dahil olmak üzere, üretilmesi için tüketilen ve kirletilen su miktarını ifade etmektedir. Hayat Döngüsünü dikkate aldığımız da ise bunların yanı sıra ürünün bakım, tüketici kullanımı, atık oluşumu ve bertaraf/geri dönüşümü esnasında kullanılan su miktarlarını da dikkate almamız gerekmektedir.

Su bilinen tüm yaşam biçimleri için gerekli ve vazgeçilmez bir maddedir ve insan vücudunun yaklaşık %60-70’ i sudan oluşmaktadır. Dünya’ mızın ise yaklaşık olarak 1.386.000.000 km2’ si yani %71’ i su ile kaplıdır. Su kaynaklarının %97,5’ i denizler ve okyanuslarda tuzlu su geri kalanı %2,5 ise tatlı su olarak bulunmaktadır. Tatlı suyun %68,7’ si buzullarda, %30,1’ i yer altı sularında, %0,8’ i buzullar dışında donmuş toprak tabakasında ve %0,4’ ü yüzey sularında ve atmosferde bulunmaktadır.

İnsanoğlu kendisi için önem arz eden su kaynakları çevresinde tarih boyunca yaşamaya ve barınmaya çalışmış, yaşantısını sürdürmek için tarım, hayvancılık, sanayi gibi faaliyet alanlarında kaçınılmaz olarak tatlı su tüketimi yapmaktadır. Özellikle sanayi devrimi sonrasında üretim faaliyetlerinin artması ile birlikte su tüketiminin de arttığını düşünebiliriz. Kendimize sormamız gereken soru ise “ kullandığımız su nereden gelmektedir, ne zamana kadar bize yetecektir?” olmalıdır.

Dünya’mızın oluşması ile birlikte atmosfer içerisinde bulunan su katı, sıvı ve gaz halinde miktarı hiç değişmeden sadece form değiştirerek günümüze kadar gelmiştir. Dünya’ nın oluştuğu günden itibaren aynı suyun çeşitli formlarda bulunması sebebi ile içtiğimiz suları bizden önce ilk insanlar ve hatta onlardan önce bulunan hayvanların da içmiş olduğunu düşünebiliriz. Peki, bu suyun bitmeyeceği anlamına mı gelmektedir? Su farklı şekillerde Dünya’ mızda bulunmaya devam edecektir. Ancak miktarı nüfus artışı ve kullanım miktarları nedeni ile yetersiz kalacaktır.

İlk kez 2002 senesinde UNESCO-IHE Su Eğitimi Enstitüsü’nde Su Ayak İzi kavramı ortaya konulmuştur.

Bir malın veya hizmetin üretimi için kullanılan su kaynaklarının toplam miktarına suyun ayak izi denir. Su ayak izi, suyun tüketim göstergesidir. Üretimde kullanılan suya sanal su ya da gizli su da denmektedir.

Su ayak izi, ürünün tedarik zinciri de dahil olmak üzere, üretilmesi için tüketilen ve kirletilen su miktarını ifade etmektedir. Hayat Döngüsünü dikkate aldığımız da ise bunların yanı sıra ürünün bakım, tüketici kullanımı, atık oluşumu ve bertaraf/geri dönüşümü esnasında kullanılan su miktarlarını da dikkate almamız gerekmektedir.

2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Ülkemiz bu verilere göre su azlığı yaşayan bir ülke konumunda değerlendirilmektedir.2030 senesinde ise nüfusun 100 milyon olacağı öngörülmüş ve kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı ise 1.120 m3 olarak hesaplanmaktadır.

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmasına rağmen, SU STRESLİ ülkeler sınıfındadır. Türkiye, aşırı sıcaklıklara sahip “yarı kurak” bir bölgede yer almaktadır. Türkiye’ye düşen ortalama yağış miktarı 643 mm ile dünya ortalamasının oldukça altındadır. Türkiye’de birçok tatlı su kaynağı tükenirken, birçoğu da tükenme tehdidi altındadır.

 

Dünyada suyun tükeneceği ilk kent adayı Cape Town;

Suyun şu sıralar altın değerinde olduğu Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da son üç yıldır yaşanan kuraklık, kentte suyu bitme noktasına getirdi. Suya günlük kullanım kotası getirildi ve su karneye bağlandı.

“Aylardır bir damla yağmurun yağmadığı ve su kaynaklarının neredeyse tamamen tükenme noktasına geldiği Güney Afrika kenti Cape Town’da içme suyu karneye bağlandı. Ülke tarihinin en ciddi kuraklık sıkıntısı ile karşı karşıya kalan kent sakinleri, içme suyunun şu günlerde altın değerinde olduğunu söylüyor.”

Cape Town’ın yer aldığı Batı Kap bölgesinde son üç yıldır yağış miktarı önemli ölçüde azaldı. Bölgede yağmur görmek sıra dışı bir durum haline geldi.

Cape Town Üniversitesi’nde iklim bilimi üzerine araştırmalar yapan Piotr Wolski, bölgede bu tip kuraklıkların her 311 yılda bir defa yaşandığını söylüyor.

Kente su sağlayan barajlar normal seviyenin dörtte birine düştü. Bu sebeple kente deniz tuzundan su sağlamayı sağlayacak merkezler kurulması planlanıyor.

Cape Town’da yaşayanlar şimdi ‘Day Zero’ gününü bekliyor. Tükeniş Günü olarak da adlandırabileceğimiz ‘Day Zero’, 21 Nisan 2018 tarihini işaret ediyor. Bu tarih itibariyle kentte içilebilir su kaynağı kalmayacak.

 Kişi başı günde 25 litre!

Rezervuarları dolduracak yeterli yağmur suyu ve yeraltı su kaynaklarından gelecek suyun temini ile, yaklaşık 4 milyon nüfuslu Cape Town’da, eğer kişi başına 25 litre su kullanımı aşılmazsa, 12 Nisan olarak belirlenen “Sıfır Günü”nden kurtulma ihtimali var.

Buna önlem olarak ise güvenlik güçleri 200 su toplama noktasını kişi başı en fazla 25 litre su alabilecek şekilde kontrol edecek.

Şişe suyu sağlayıcıları ise kişilerin suyu satın alabilmesi için tedariklerini artırmaya teşvik edilecek. Ayrıca yaşlılar ve bakılması gereken kişilerin evlerine su tankerleri gönderilecek.

Cape Town sakinleri banyo sularını tuvaletlerini temizlemek için kullanıyor. Ayrıca sakinlerin en fazla 90 saniye banyo yapmaları söylendi. Sakinlerden Darryn Ten, CNN’e “Yıkanmamış saçlar artık toplumsal bir sorumluluk simgesi haline geldi” dedi.

Dünyada hangi kentlerde susuzluk var?

BBC Türkçe’nin 26 Temmuz 2017 haberine göre, İtalya’nın başkenti Roma’da, Lazio Bölge Valisi Nicola Zingaretti, Bracciano Gölü’ndeki su seviyesinin çok düşmesi üzerine buradan su çekilmesini yasaklamıştı. Buna önlem olarak ise Roma’ya verilen şebeke suyunda günde sekiz saate varan düzenli su kesintileri yapılması gündeme gelmişti. Sonbahardan itibaren İtalya genelinde yağışların rekor seviyede düşmesi ve mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle ülke genelinde olağanüstü bir kuraklık yaşanıyordu. Bu nedenle su sıkıntısı çekilen 10 bölge, “doğal afet” ilan etmek için başvuruda bulunmaya hazır olduklarını açıklamıştı.

2015’te ise son yılların en büyük kuraklığını ABD’nin California eyaletindeki Los Angeles kenti yaşamıştı. Hürriyet’in haberine göre, Los Angeles Belediyesi ise bu soruna çözüm olarak, kente su sağlayan barajlardaki suyun aşırı sıcaklıkla buharlaşarak susuzluğa yol açmasını önlemek için barajları elma büyüklüğünde siyah plastik toplarla örtmeye karar vermişti. Bu çerçevede, Los Angeles’a su sağlayan barajlardan birine 96 milyon plastik top bırakılarak barajın üstü örtülmüştü.

Türkiye’de hangi kentlerde susuzluk var?

El Cezire’nin haberine göre ise 2014 Şubat ayında İstanbul’da susuzluk gündeme gelmişti. Barajların doluluk oranının yüzde 30’a gerilemesiyle Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan Kasım 2013-Ocak 2014 raporunda İstanbul’da kuraklık artışı ortaya konmuştu. Buna göre 2014 yılı İstanbul’un “olağanüstü kuraklık” dönemi olmuştu.

Ne yapmalıyız!

Bu kötü senaryoların önüne geçilmesi için öncelikle ne kadar su tükettiğimizi hesaplamamız, su kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve su tüketimini azaltacak önlemleri almamız gerekmektedir. Bu hesaplama esnasında sadece su miktarını değil suyun türünü ve kaynağını da dikkate almalıyız. Bu bilgiler ışığında Yeşil Su, Mavi Su ve Gri Su olarak 3 adet kavram oluşmuştur.

            Yeşil su; bir malın üretilmesi esnasında kullanılan toplam yağmur suyuna denir.

            Mavi su; bir malın üretilmesi için ihtiyaç duyulan yer altı ve yüzey tatlı su kaynaklarının toplam hacmine denir.

            Gri su; kirlilik yükünün mevcut su kalitesi standartlarına göre bertaraf edilmesi ya da azaltılması için kullanılan tatlı su miktarına              denir.

            Su ayak izi hesabının yapılmasına bazı örnekler vermek gerekir ise;

 

 

 

Sinan BAŞARIR

Çevre Yüksek Mühendisi

Kaynaklar: